Topkapı Sarayı'nın birinci avlusundan aşağı, Gülhane Parkı'na doğru inen o ağaçlıklı yokuştan kıvrıldığınızda, karşınıza Avrupa başkentlerini aratmayan devasa, Neo-Klasik bir şaheser çıkar: İstanbul Arkeoloji Müzeleri. Türkiye'de "müze" olarak inşa edilen ilk bina olma unvanını taşıyan bu kompleks, aslında üç farklı dünyayı tek bir bahçede topluyor: Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk.
Osman Hamdi Bey'in (hani şu meşhur Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun ressamı) olağanüstü çabalarıyla kurulan bu müze, sizi kelimenin tam anlamıyla antik çağlara ışınlar. İçeri girdiğinizde Mezopotamya'dan Anadolu'ya, Mısır'dan Roma'ya kadar milyonlarca eserin arasında kaybolursunuz.
Özellikle Sidon (Lübnan) kazılarından getirilen, üzerindeki taş işçiliğiyle akıllara durgunluk veren o meşhur İskender Lahdi'ni ve tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması'nın kil tabletini kendi gözlerinizle görmek, "Ben tarihe dokundum" hissiyatının zirvesidir.
Neden Gitmelisin?
Yorumlar ve Değerlendirmeler
0 YorumDeneyiminizi Paylaşın
Bu mekanı puanlamak ve yorum yapmak için tek tıkla güvenli giriş yapın.