Büyükada’nın şatafatı, Heybeliada’nın o lise/askeriye ciddiyeti Burgazada’ya uğramaz. Adalar’ın bu üçüncü büyük (ama aslında hissiyat olarak en butik) adası, iskeleye adım attığınız an sizi o beyaz badanalı evleri, kıyıya çekilmiş balıkçı kayıkları ve "ağ yama"layan amcalarıyla tam bir Ege kasabası gibi karşılar. Burası şairlerin, yazarların ve kalabalıktan kaçan gerçek İstanbulluların sığınağıdır.
Burgazada denilince akla gelen ilk isim tartışmasız, modern Türk hikayeciliğinin öncüsü Sait Faik Abasıyanık'tır. Hayatının büyük bir kısmını burada geçiren yazarın evi, bugün harika bir müzeye dönüştürülmüştür. Sokaklarında yürürken, onun anlattığı o balıkçıların, martıların ve denizin ruhunu iliklerinize kadar hissedersiniz. İskelenin hemen yanındaki görkemli Aya Yani Kilisesi ise adanın o eski Rum kültürünün en güzel simgesidir.
Adanın arka tarafına doğru yürüdüğünüzde ise işler iyice güzelleşir. Bir yanda kampçıların ve İstanbullu bohemlerin vazgeçilmezi olan o meşhur Madam Martha Koyu, diğer yanda ise adanın en uç noktasında, güneşi denizin içine batırabileceğiniz o efsanevi Kalpazankaya yer alır.
Neden Gitmelisin?
Yorumlar ve Değerlendirmeler
0 YorumDeneyiminizi Paylaşın
Bu mekanı puanlamak ve yorum yapmak için tek tıkla güvenli giriş yapın.